İngilizce Sıfatlar (The Adjective) Türkçe anlatım

İngilizce- sıfat Türkçe anlatım

İngilizce derslerimizden sıfatlar konusu işlenmiştir. Türkçe anlatımı olarak hazırlanmış olan derste sıfatlar, sıfat çeşitleri, sıfatların yeri, İngilizce sıfat kelimeleri ve cümle örnekleri ile Türkçe anlamları şeklinde listeleyebiliriz.

 

 

 

 

 

 

SIFAT (The Adjective)

İsimleri vasıflandıran veya belirten kelimelere ADJECTIVE (sıfat) denilir; sıfatlar isimlerin manalarını artırır, fakat şümullerini daraltır; the NEW book, the BLACK sheep misallerinde new ve black kelimeleri sıfattır. Her kitap book’tur, misalde new sıfatı book isminin manasını artırmıştır, çünkü the new book (yeni kitap) sözü bir vasfı bakımından manaca daha iyi belli bir kitabı gösterir; buna karşılık her kitap “yeni” olmayacağı için the new book sözünde book isminin şümulü daralmıştır. The black sheep {kara koyun) misalinde de aynı hal görülür.
Sıfatlar iki türlü kullanılır: 1) ismi vasıflandırmak, yani isme EPITHET (sıfat) olmak üzere; 2) cümlede predikatın bir kısmı olarak, yani subjekt’in bir halini belirtmek için. The book is NEW (kitap yenidir), the sheep is BLACK (koyun karadır) misallerinde new ve black sıfatları ikinci tarzda kullanılmıştır.

SIFAT ÇEŞİTLERİ

a) ADJECTIVES OF QUALITY (keyfiyet sıfatları): bunlar isimlerin hallerini, hususiyetlerini belirtirler; a BRAVE soldier (yiğit bir asker), a GERMAN student (bir Alman talebe) gibi.
b) ADJECTIVES OF QUANTITY (kemiyet sıfatları): isimlerin miktar veya sayılarını belirtmeğe yarayan kelimelerdir. Bunlar da iki türlüdür:
1) D e f i n i t e (tayinli): one (bir), two (iki), ten (on)…
2) Indefinite (tayinsiz): all (her, hep), some (bazı), several (birkaç), half (yarı), no (hiç) gibi.
c) POSSESSIVE ADJECTIVES (mülkiyet sıfatları): Mülkiyet belirten kelimelerdir; my (benim, her (o (kadın)’nun), his (o (erkek)’nun), its (o (cinsiyetsiz şey)’nun), otır (bizim), your (sizin), their (onların) gibi.
d) DISTRIBUTIVE ADJECTIVES (tevzi sıfatları): ismin delalet ettiği şahıs veya şeyleri teker teker, yahut bölüm bölüm belirtmek için kullanılan kelimelerdir; each (herbir), every (her), either (ikiden biri, her iki), neither (ikiden hiçbiri). Misaller: The two men had each a gun (iki adamdan herbirinde bir tüfek vardı / iki adam da birer tüfek vardı); Every man had a gun (her adamın bir tüfeği vardı); (either kelimesinin 2 manası vardır: 1) ikiden biri, 2) her ikisi de); You can take either side (iki taraftan birini tutabilirsiniz); Jhe river everflowed on either side (ırmak taştı, suları her iki kenarı bastı); (neither kelimesi either kelimesinin menfi şeklidir); You should take neither side (iki taraftan hiçbirini tutmamalı idiniz İ tuîmıyacaktınız).
Dikkat. — Each kelimesi yalnız iki şey veya şahıs için kullanıldığı gibi, ikiden fazla şey veya şahıs için de kullanılır; each one of the boys gained a prize (iki çocuktan her biri bir mükafat kazandı / iki çocuk da birer mükafat kazandı) gibi. Every kelimesi ise yalnız ikiden fazla şev veya şahıs için kullanılır; every one of the boys has done his work (çocukların herbiri işini (vazifesini) yaptı) gibi.
DISTRIBUTIVE sıfatlar daima müfrettir.
e) INTERROGATIVE ADJECTIVES (sual, soru sıfatları): suallerde kullanılır: WHICH man did you see? {hangi adamı gördünüz?), WHAT time is it? (saat kaç) gibi.
f) EMPHASIZING ADJECTIVES (söze kuvvet veren sıfatlar): bir isim veya zamiri daha kuvvetle belirtmek için kullanılır; he HIMSELF did the work (işi o, kendisi yaptı) gibi.
g) DEMONSTRATIVE ADJECTIVES (işaret sıfatları): eşyayı veya şahısları göstererek belirtmekte kullanılır; this (bu), that (şu, o, bazan da bu), these (bunlar, those şunlar, onlar), a, a n (muayyen olmıyan şeyler için), t h e (muayyen olan şeyler için).
A ve a n kelimesine indefinite article (tayinsiz harfi-tarif) adı da verilir.

A harfi-tarifinin kullanılışı:
1) Kornonla başlayan isimlerden önce: a dog (bir köpek köpeğin biri) a chair (bir sandalya) gibi.
2) “Yu” gibi telaffuz edilen U, EW, EU harfleri ile başlayan isimlerin önünde: a useful book (faydalı bir kitap), a ewe (bir dişi koyun), a European (bir Avrupalı) gibi.
3) «W» gibi telaffuz edilen O ile başlayan kelimeler önünde: a one-eyed man (tek-gözfü bir adam) gibi.
AN şeklinin kullanılışı:
1) Vokal ile başlayan isimlerden önce: an orange (bir portakal).
2) Okunmaz H ile başlayan isimler önünde: an honest man (dürüst bir adam).
3) H ile başlayan ve ilk hecesi vurgusuz olan kelimelerden önce: an historical novel (bir tarihî roman) gibi.
Aşağıda gösterilen hallerde, mutlaka, A veya AN harfi-tariri kullanılır:
a) “to be” (olmak) fiilinin mütemmimi olan kelimelerden önce; he is a Frenchman (o (bir) Fransızdır), I am a teacher (ben (bir) muallimim) gibr.
b) Ölçü, ağırlık veya zaman ünitelerini ifade etmek için: three shillings a yard (yardası üç şilling), a shilling an hour (saati bir şil- ling), three times a day (günde üç defa) gibi.
c) HUNDRED, THOUSAND, DOZEN kelimelerinin önünde: there were a hundred sheep in the field (alanda yüz koyun vardı) gibi.
d) Sözün gelişine ve maksada göre: FEW ve LITTLE kelimelerinin önünde de A kullanıldığı vardır: I have a few friends sözü “(az bile olsa) birkaç dostum var” demektir; I have few friends sözü ise, sadecc “az dostum var” demektir. Aynı fark I have a little money (biraz param var) ve I have little money (az param var) cümlelerinde dc görülür.

a) Doğrudan doğruya “one” (bir adet) manası kastedilen yerlerde: Not a drum was heard, not a funeral note (ne bir davul (sesi) işitildi, ne de bir cenaze havası); Birds of a feather flock together {bir tüyden olan kuşlar bir küme olur / kişi kendi cinsi ile düşüp kalkar) gibi.
Türkçede kelimeler ya mefulü-bih halinde, veya evin damı şeklinde tayinli izafet gurubu içinde kullanılmak suretiyle yahut -ki eki ile muayyenleştirilir. İngilizcede isimler, umumiyetle, ya tayinli veya tayinsiz harfi-tarifle kullanılır; bazı müstesna haller dışında harfi-ta- rifsiz isim kullanılmaz.)
A ve AN tayinsiz harfi tarifinin, İngilizcenin şivesi icabı olarak “kullanıldığı bazı hususî haller aşağıdaki misallerde görülür:
I have a headache ( (bir) baş ağrım var / başım ağrıyor), I have a pain (bir ağrım var / bir yerim ağrıyor); I have a toothache (bir) diş ağrım var / dişim ağrıyor); I have a cold (bir) soğuğum var / nezle olmuşum) gibi. Fakat mastar halinde harfi-tarif atılır: to have earache (kulağı ağrımak), to have rheumatism (romatizma olmak / romatizma çekmek) gibi.
to be in a hurry (telaş içinde olmak);
to be in a rage (fena halde öfkelenmek);
to be in a temper (aksiliği üstünde olmak),
to fly into a passion (hırsa kapılmak);
to be at a loss what to do (ne yapacağını bilmez olmak / şaşırıp kalmak);
to have an opportunity (fırsat bulmak);
to give a guess at (tahmin etmek);
to take a seat (bir yere oturmak);
to take a pride in (bir şeyden iftihar duymak);
all of a sudden (apansızın);
on a large scale (büyük mikyasta);
on an average (ortalama olarak, vasatı hesapla);
as a rule (umumiyetle);

it is a pity (yazık, yazık oldu);
many a man (niceleri, birçokları) misallerindeki A ve AN’larin kullanılışı şive icabıdır.
Aşağıda görülen hallerde THE harfi-tarifi kullanılmaz:
a) Umumî bir mana ile kullanılan mücerret isimlerde: life is real (hayat gerçektir), life is earnest (hayat ciddidir) gibi.
b) Umumî manada kullanılan madde isimlerinde: Butter is made from cream (tereyağı kremden yapılır), Gold is found in Australia
(altın Avustralyada bulunur) gibi.
c) Cemi halinde olan ve umumî bir mana ile kullanılan isimlerde: Books are true friends (kitaplar hakikî dostlardır) gibi.
d) Umumiyetle has isimlerle: The death of Nelson (Nelson’un ölümü), I saw King George (Kral George’u gördüm), I went into Hyde Park (Hyde Park’a gittim), He lived in England (İngiltere’de yaşıyordu / oturuyordu) gibi. (Fakat bazı has isimler THE ile kullanılır: The United States (Birleşik Devletler), The East Indies (Hindi-Şar- ki adaları), The West Indies (Hindi-Garbî adaları), The Netherlands (Felemenk), The Crimea (Kırım) gibi.
Sunday, Monday… (Pazar, Pazartesi…) gibi gün isimleri de THE almaz. Sokak isimlerinde Street (sokak) kelimesi THE siz, road (yol, cadde) kelimesi THE li kullanılır: Regent Street, The Edgware Road gibi. Vesuvius is a volcano (Vesüv yanardağdır) misalinde görüldüğü gibi dağ isimleri de THE almaz, fakat sıra dağların isimleri THE ile kullanılır: the Alps (Alplar), the Andes (And dağları) gibi.
Aşağıdaki hallerde THE kullanılır:
a) Nehir ve deniz adlarının önünde: The Thames (Thames nehri), The Atlantic Ocean (Atlas Okyanusu) gibi.
b) Birkaç bina ve abide isminin önünde: The Bank of England (İngil;ere Bankası), The Monument (Londrada bir abide). The Marble Arch (mermer tak, Londrada bir tak), The Savoy (Londrada bir otel).

THE ve A / AN harfi-tariflerinin yeri:
THE harfi-tarifi ALL, HALF, BOTH, DOUBLE kelimeleri ile birlikte kullanılınca bu kelimelerden sonra gelir:
It rained all the night (bütün gece yağmur yağdı).
(ALL yerine WHOLE kullanılınca It rained the whole night denir. (İki cümle de aynı manadadır).
Half the class are absent to-day (bugün sınıfın yarısı yok (namevcut).
Both the boys were present (her iki çocuk da mevcuttu).
This book was double the price of the last (bu kitabın fiyatı, geçen ki (kitab)’ nin iki mislidir).
MANY, SUCH, QUITE kelimeleri ile kullanılınca A harfi-tarifi bu kelimelerden sonra gelir:
Many a man (bir çokları, nice kimseler).
I have never done such a difficult exercise (böyle güç bir temrin hiç yapmamıştım).
You are quite a stranger (siz tam bir yabancısınız).
Şiirde “a many” şeklinin kullanıldığı da vardır, nesirde bu şekil yerine, araya GREAT sıfatı katılarak, “a great many” (pek çok) şekli kullanılır.
Türkçede “bir” kelimesi hem sayı göstermek için hem de, tayinsiz sıfat olarak, «her hangi bir» manasında kullanıldığı halde İngilizcede bir sayısı “one” kelimesi ile gösterilir, “a” veya “an,„ bazen sayı için de kullanılırsa da, umumiyetle tayinsiz sıfat (tayinsiz harfi-tarif) hizmeti görür. Bu iki ’kelimenin kullanılışına dikkat etmelidir).

Sıfatların Yeri

İngilizcede sıfatlar, umumiyetle, Türkçede olduğu gibi, vasıflandırdıkları isimlerden evvel gelirler; fakat, sayısı çok olmayan, bazı tabirlerde sonra geldikleri de olur: — Court martial (askerî mahkeme),

The Theatre Royal (Krallık tiyatrosu), The Princess Royal (Kral kızı olan prenses), from time immemorial (hatırlanmaz (pek eski) zamanlardan beri), the heir apparent (veli-ahd) The Poet Laureate
devletin resmî şairi) gibi.
Sıfatlarda Mukayese Dereceleri
Sıfatlarda üç mukayese derecesi vardır: POSITIVE (sıfatın kendi hali), COMPARATIVE (nispet), SUPERLATIVE (üstünlük).
İkiden fazla heceli bütün sıfatlarla iki-heceli sıfatların çoğunun COMPARATIVE dereceleri sıfatın önüne MORE kelimesi getirerek, SUPERLATIVE dereceleri de MOST kelimesi getirerek teşkil olunur: a beautiful horse (güzel bir at), a more beautiful horse (daha güzel bir at), the most beautiful horse (en güzel at) gibi. (SUPERLATIVE derecesinde harfi-tarifin tayinli (THE) olduğuna dikkat edilmelidir).
Bir-heceli sıfatlarla iki-heceli sıfatların bazıları sonlarına -ER veya -EST eklenmek suretiyle derecelendirilir; bu şekil aşağıda gösterilen kaidelere tabidir:
a) Sıfat iki konsonla veya iki vokali takibeden bir konsonla bitiyorsa mukayese ekleri -ER ve -EST şekillerini muhafaza eder: —
Small (ufak) smaller (daha ufak) smallest (en ufak)
Thick (kalın) thicker (daha kalın) thickest (en kaim)
Great (büyük) greater (daha büyük) greatest (en büyük)
Deep (derin) deeper (daha derin) deepest (en derin)
b) Sıfat bir konsonla biter ve bu konsondan evvelki vokal kısa sesli olursa -ER ve -EST ekleri ilave edilmeden önce o konson ikileştirilir;
Thin (ince) thinner (daha ince) thinnest (en ince)
Fat (yağlı / semiz) fatter (daha yağlı) fattest (en yağlı)
Hot (sıcak) hotter (daha sıcak) hottest (en sıcak)
Wet (ıslak) wetter (daha ıslak) wettest (en ıslak)

c) Sıfat E ile biterse ER yerine yalnız -R, -EST yerine de yalnız -ST kullanılır: —
Brave (yiğit) braver (daha yiğit) bravest (en yiğit)
Wise (akıllı) wiser (daha akıllı) wisest (en akıllı)
True (doğru, sadık) truer (daha doğru) truest (en doğru)
d) Sıfat Y ile biter ve bundan evvelki harf bir konson olursa Y vokali I vokali ile değiştirilir, -ER ve -EST eki ondan sonra takılır: —
Happy (memnun) happier (daha memnun) happiest (en memnun) Dry (kuru) drier (daha kuru) driest (en kuru)
e) Y den önceki harf vokal ise Y harfi olduğu gibi kalır; —
Gay (şen) gayer (daha şen) çayest (en şen)
Grey (gri, kırçıl) greyer (daha gri) greyest (en gri)
Dikkat. AL, -ED, -IC, -İLE, OSE, -OUS ve diğer bunlar gibi eklerle teşkil edilmiş olan sıfatların dereceli halleri -ER ve -EST ekleri ile yapılmaz, bunlarda daima MORE ve MOST kelimeleri kullanılır.
Umumî kaideye uymayan sıfat dereceleri
Good (iyi) better (daha iyi) besi (en iyi)
Bad (kötü) worse (daha kötü) worst (en kötü)
Little (az) less (daha az) least (en az)
Much (çok, mik- dar)
more (daha çok) most (en çok)
Many (çok, aded)

Lale (bundan önceki, son, geç)
Far (uzak )
later (daha sonra, daha geç)
latest (en son, en geç)
latter (sonuncusu) last (en son)
farther (daha uzak) farthest (en uzak)
further (daha öte) furthest (en öıe)
Bazı izahlar:
Latter İki şeyin İkincisi, sonra geleni demektir, zıddı former’dir ki birincisi, yani daha önce geleni manasındadır; I studied French and German; the former language I speak well, but the latter one only imperfectly (Fransızca ve Almanca tahsil ettim; birinci (ilk) dili iyi konuşurum ama İkinciyi (sonrakini) ancak «şöyle böyle» konuşurum) cümlesi former ve latter kelimelerinin nasıl kullanıldığını açıkça gösterir.
Last son ve sonuncu demektir; «The Tempest» was probably the last play Shakespeare wrote (“Fırtına” galiba Shakespeare’in yazdığı son piyesti) cümlesinde görüldüğü gibi.
Latest şimdiye kadar olanların en sonu demektir: Have you read H. G. Wells’ latest novel? It was published a week ago (H. G. Welles’- in son romanını okudunuz mu? Bir hafta evvel neşredilmişti) cümlesinde latest kelimesinin kullanılışına dikkat ediniz.
Farther umumiyetle mesafe için kullanılır: I cannot walk any farther (dana ziyade yürüyemem / bundan öteye gidemem) gibi. (Fakat bu manada further kelimesinin de kullanıldığı vardır.)
Further “daha ziyade” demektir: I will give you further details later (sonra size daha ziyade tafsilat vereceğim) gibi.
Much toplu bir miktar bildirir, bundan sonra gelen isim müfret halde kalır; many sayı ile ilgili kemiyet bildirir, bundan sonra gelen isim cemi halinde bulunur: I have not much time (çok vaktim yok) ve I have not many friends (çok dost(lar)um yok) cümlelerinde görüldüğü gibi.
Sıfatların mukayeseli kullanılışı ile ilgili bazı kelimeler vardır, bunların nasıl kullanıldığı aşağıda gösterilmiştir: —

a) Müsavilik derecesi: AS . . . AS: I am as old as you (ben de siz Yaştayım).
b) Mukayeseli olarak:
1) THAN: This is better than that (bu şundan daha iyidir.)
2) THE . . . THE: the more the better (çok olması daha iyi / ne kadar çok olursa o kadar iyi).
3) NONE THE: He is none the wiser for all his experience
(bunca tecrübesi olduğu halde hiç akıllanmamış).
4) ALL THE: You will be all the better for a change of air
(hava tebdili ile çok daha iyi olacaksınız).
İsim gibi kullanılan Sıfatlar:
Sıfatlar THE harfi-tarifi ile isim gibi kullanılınca şekilce müfret oldukları halde cemi sayılırlar.
The rich should help the poor (zenginler fakirlere yardım etmelidirler).
The blind are to be pitied (körlere acımalıdır).

ingilizce sifatlar

İngilizce Sıfatlar (The Adjective) Türkçe anlatım

https://blog.ingilizceceviri.org/ingilizce-sifatlar-the-adjective-turkce-anlatim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.