İngilizce Konu Anlatımı ve Notlar – 6

alone yalnız lunchtime öğle yemeği zamanı
along boyunca to matter önemi olmak
a cafe kafe more daha çok
a cake pasta some more biraz daha
a coat palto must …meli, …malı
either .. de, .. dahi (olmsz) to need ihtiyacı olmak
to faint bayılmak probably herhalde
a husband koca quickly çabucak
if eğer a raincoat yağmurluk
a language lisan to speak,I spoke konuşmak, konuştum
to lose, I fost kaybetmek, what ne
kaybettim
PHRASES:
1 lost my way. Yolumu kaybettim.
Does it matter ? Önemi var mı ?
No, it doesn’t matter. Hayır, önemi yok.
The way they speak. Onların konuşma biçimi

CONVERSATION

(Edinburg’da Berıedict’ler sabah programı yapıyor.)

JOHN Are you going out ?

HELEN Yes, I am. 1 want to go along Princess Street.

JOHN Oh, what are you going to do there ?

HELEN Oh, I II probably buy a few things.

JOHN Have you enough money, or will you want some more ?

HELEN I think I have enough. I needn’t buy many things. Will you come with me ?

JOHN No, I don’t think I will. I feel tired, and I want to rest.

HELEN Then Elsa must come with me instead. I’ll lose my way if I go alone. I can’t understand what people say in Edinburgh.

JOHN You must learn to understand the way they speak.

HELEN I know. But well only be here for a few days. And can’t do that so quickly. John, must I take my raincoat ? Do you think it’ll rain ?

JOHN No, it won’t rain this morning. You needo’t take a coat. Don’t you want any breakfast ?

HELEN Not really.

JOHN Oh, you must eat something before you go out. You’ll be hungry before lunchtime.

HELEN No, I won’t. I’ll get a cup of coffee and a cake at a cafe.

JOHN Well, ale right. But you mustn’t faint in the street!

HELEN It doesn’t matter ; Elsa will be with me.

JOHN She doesn’t understand the Scots either !

NOTES

PRONUNCIATION

–    Note : either [ ]

–    Repeat: I want to go with you ;

I won’t go with him.

GRAMMAR

–    Modal fiiller:

Can fiilini ve özelliklerini daha önce görmüştük :

–    ne önünde, ne de sonunda, asla to bulunmaz

–    üçüncü tekil kişide -s almaz

–    yardımcı fiil gibi kullanılır, yani olumsuzunda ve sorusunda to do fiiline ihtiyacı yoktur

Can we drink alcohol in a cafe ? Bir (İngiliz) kafe(sin)de alkol içebilir miyiz ?
No, you can’t. Hayır, içemezsiniz.

Bu fiil ya istek, ya yeterlik, ya da görev bildirir.

Şimdi başka iki fiile bakalım :

-WILL :bu fiil aslında istek bildirir, ama gelecek zaman için yardımcı fiil olarak kullanılmaktadır. İngilizce’de gelecek zaman bir bileşik zamandır. Will genellikle kısa biçimiyle gelir, ‘II diye yazılıp yalnızca L sesi çıkarır. Olumsuzu will not’dır, o da kısa haliyle, won’t olarak gözükür, [wount] olarak okunur. Birinci kişide shall fiili de kullanılabilir (olumsuzu shan’t) ki onu da yakında göreceğiz

Unutmayalım ki will fiili gelecek zamanın yardımcı fiili olduğunda istek anlamını tümüyle kaybeder, yalnızca bir arad, bir yardımcı fiil olur, gelecek zamanın çekiminde kullanılır. Şu çekimleri sindirelim :

Affirmative Negative Interrogative
I’ll go I won’t go Shal I go (Will I go) ?
You’ll go You won’t go Will you go ?
He’ll go He won’t go Will he go ?
We’ll go We won’t go Shall we go (Will we go) ?
You’ll go You won’t go Will you go ?
They’ll go They won’t go Will they go ?
1 hope he’ll get my letter. Umarım mektubumu alır.
They won’t come here next year. Gelecek yıl buraya gelmeyecekler.
Will you teach me to drive ? Bana araba kullanmayı öğretir misin ?
The sun will shine tomorrow. Yarın güneş parlayacak.

Bazı küçük nüansları daha ilerde göreceğız.Yukardakı örneklerden bazılarında will’in istek anlamı yine sezilmektedir: Will you teach me to drive Ama I will go /I won’t go’da, özellikle de kısaltma yapılıp I’ll go I shan’t go dendiğinde, bu anlam görünmez olur. Shall I help you ? derken bu bir nezaket cümlesidir, yani, sana yardım etmemi istiyor musun gibi bir anlam taşır.Fakat bu nüanslara daha sonra ayrıntılı olarak döneceğiz. Öğrenci bunlara rağmen ‘II yardımcı fiilini gelecek zaman yapımında tüm kişiler için güvenle kullanabilir.

–    MUST : Must bir mecburiyet belirtir, meli / malı anlamına gelir:

It’s late, we must go now.    Geç oldu, artık gitmeliyiz.

They must pay us next month. Bize gelecek ay para ödemeleri gerek.

İki önemli noktayı hatırdan çıkarmamak gerekir:

–    Must kullanıldığında her zaman bir özne kişi vardır ve bu fiilin sonrasında da to ‘suz bir mastar, yani fiil kökü gelir:

John must write to his bank.    John’ın bankasına yazması gerek.

(John bankasına yazmak zorunda.) Yapmalı ‘nın tersi iki türlü olabilir. Ya yapmamalı, ya da yapmak zorunda değil anlamına gelebilir. Bu durumda, olumsuz veya soruda musf m iki nüansı da kapsayabileceğine dikkat etmek gerekir:

Yapmamalı anlamı = must not (kısası: mustn’t) must… ?

You must not go into that room. O odaya girmemelisin (yasak).

Must they finish today ?    Bugün bitirmek zorundalar mı ?

Burada mecburiyet kalkmaktadır = need not (kısası needn’t) [ X ], need…?

Need we wait for them ? Onları beklememiz şart mı ?
You needn’t send him a card. Ona kart yollamak zorunda değilsin.

Bu konuda üç söz söylemek gerekir:

–    Soruda must ile need aşağı yukarı eş anlamda sayılır; olumsuzda ise must not deyince yasak var demektir, need not deyince ise mecbur değiliz demektir.

–    Need fiili modal gibi çekilir, üçüncü tekil kişide -s almaz, kullanılırken to gerektirmez; ama bununla birlikte biz to need fiiline normal bir fiil olarak da rastladık. O zaman ihtiyaç duymak anlamına gelir. Yani bu fiil, yukardaki örnekte gösterilen kullanımda yardımcı fiil gibi kullanılabilirken, ihtiyaç anlamında normal fiil olarak da kullanılır:

 

Do you need this knife ? Bu bıçak şana lazım mı ?
No, 1 don’t need it now. Hayır, şimdi lazım değil.
– Dikkat: Need’le sorulmuş soruya nasıl kısa cevap verildiği önemlidir:
Need you go ? – Yes, 1 must. Gitmen şart mı ? – Evet, mecburum.

–    Sıfatlar:

Alone sıfatı, başında a- ekiyle oluşturulmuş az sayıda sıfatlardandır. Diğer örnekleri, awake (uyanık), alive (canlı), asleep (uykuda) olabilir. İşte kullanım örnekleri:

Was she awake ? – No, she was asleep. Uyanık mıydı ? – Hayır, uyuyordu.

–    MORE, SOME MORE : More, daha çok demektir, many kelimesinin karşılaştırma formudur. Şöyle kullanılır:

Can I have some more ?    Biraz daha alabilir miyim ?

Oh, yes, have some more, please. Aa, tabii, biraz daha buyjrur\lilfen

–    Either kelimesi olumsuzda, ayrı yazılan de, dahi anlamında kullanılır. Örneklerine bakalım :

John won’t go, Elsa won’t go either. John gitmeyecek, Elsa da gtm?eDd<. I’m not thirsty; I’m not hungry either. Susamadım ; acıkmadım da.

–    Zarfların yeri: Tek bir fiil varsa, kısa zarflar genelde özne ile fiilin arasına konur.İki ya da daha fazla fiil varsa, ilk iki fiilin arasında gözükürler. Aşağıdaki gibi:

He never drinks any wine. Hiç şarap içmez.
Hell never drink that stuff. 0 nesneyi asla içmez.
They often go to Scotland. Sık sık Iskoçya’ya giderler.
Shell often come to London. Londra’ya sık sık gelecek.
You’ll probably see them again. Herhalde onları yine görürsün.
– What kelimesi, doğrudan ya da dolaylı soruda soru zamiridir:
What do they say ? Ne diyorlar ?
1 don’t understand what they say. Anlamıyorum ne diyorlar.

(ne dediklerini anlamıyorum)

– The way sözü gerçi yol demektir ama hem fiziksel anlamda yol, hem de bir şeyin yapılma yöntemi anlamında yoldur, bu ikinci anlamda kullanıldığında peşinden bağlaçsız bir önerme gelir:

Can you explain the way you do it ? Nasıl yaptığını anlatabilir misin ?
Did you hear the way they speak. Nasıl konuştuklarını duydun mu ?
– Fiziksel durumlar, ölçüler, yaşlar, to be fiilinin yardımıyla ifade edilir:
They are hungry and thirsty. Aç ve susuzlar.
He is twenty ; she is nineteen. 0 yirmi yaşında; o da on dokuz.

EXERCISES

EXERCISE 1. Answer these questions in the affirmative :

1. Will it rain tomorrow ? 2. Can you help me ? 3. Will you brush my jacket ?

4. Can she play the piano ? 5. Need we wait for him ? 6. Must I take an umbrella ? EXERCISE 2. Answer these questions in the negative :

1. Will the weather be fine today ? 2. Can they come on Saturday ? 3. Will you buy that book ? 4. Can they speak Turkish ? 5. Need we visit it again ?

6.    Must I take my raincoat ?

EXERCISE 3. Make brief answers, as follows :

Areyou going att ?    – Yes, I am.

1.1s he alone ? 2. Are you speaking to me ? Have they got enough money ? 4. Did you have a dog in those days ? 5. Was she hungry ? 6. Did he understand ?

7.    Will you come with me ? 8. Are they going to buy clothes ?

EXERCISE 4. Answer negatively, as follows:

Will he be here tomorrow ?    – No, he won’t.

1. Will they hear us ? 2. Will it happen soon ? 3. Will he enjoy it ?

4. Will they write to us ? 5. Will you go to the bank ? 6. Will she buy a new dress ? EXERCISE 5. Look at the two examples, then make sentences in the same way :

Must we wait here ?-Yes we must.-l don’t think we need.-Oh well, perhaps we needn’t.

1. Must they make that noise ? 2. Must it be on Thursday ? 3. Must she do that ? EXERCISE 6. Reply to these sentences as follows :

She came yesterday.    – And she will come tomorrow too.

1. We ate in the restaurant yesterday. 2. He lost his umbrella yesterday. 3.1 spoke to the policeman yesterday. 4. He taught her yesterday. 5. She wrote a letter yesterday. 6. You felt tired yesterday. 7. He drank a bottle yesterday. 8. He woke up at 11 yesterday. 9. We saw them yesterday. 10. I forgot it yesterday.

EXERCISE 7. Build sentences as follows :

What does he say ? (I don’t understand) … I don’t understand what he says.

1. What does she say ? (I can’t hear). 2. What do they want ? (I can’t understand).

3. What does she like ? (I don’t know). 4. What do you need ? (I don’t see).

EXERCISE 8. Answer these questions on the conversation :

I.    Where does Helen want to go 2-2. Where is Princes Street ?

3. What’s she going to do there ? 4. Need she buy many things ?

5. Will she want any more money ? 6. Why won’t John go with her ?

7. Who must go with her instead ? 8. Why doesn’t she want to go alone ? 9. Does John think it will rain ? 10. Need she take a coat ?

II.    What is she having for breakfast ? 12. Will she be hungry ?