İngilizce Edatlar (The Preposition) Türkçe anlatım

ingilizce edatlar

İngilizce edatlar konusu Türkçe anlatımlı olarak örnek cümlelerle anlatılmıştır.

 

 

 

 

 

EDATLAR
(The Preposition)

Bir isim veya zamirin cümledeki başka bir kelime ile münasebetini belirtmek için, o isim veya zamirle birlikte, kullanılan kelimelere PREPOSITION (edat) denir.
Misaller:
I looked through the window (Pencereden baktım).
He spoke to me (Bana söyledi / benimle konuştu).
I had a letter from them (Onlardan bir mektup aldım).
PREPOSMON’lar, daima, objekt durumunda olan kelimelerle birlikte kullanılır; bunun içindir ki the prize was divided between you and me (Mükafat sizinle benim aramızda taksim edildi) cümlesi doğrudur, bunun «… between you and I» şeklinde söylenmesi veya yazılması yanlış olur, çünkü I objekt değil sübjekt durumdadır.
This is the hoy whom I gave it to (Onu kendisine verdiğim çocuk budur).
Bu cümlede PREPOSITION olan TO kelimesi OBJECT durumda olan WHOM zamiri ile kullanıldığı için cümle ve bu kullanış doğrudur; ancak, yazıda cümleleri PREPOSITION ile bitirmek makbul sayılmaz, bu sebeple yukarı ki cümleyi «This is the boy to whom I gave it» şeklinde yazmak daha iyi olur. Fakat konuşmada umumiyetle «What are you here for?» (Burada ne arıyorsunuz / ne işiniz var?) veya «What is he talking about?» (O neden bahsediyor?) tarzında cümleler kullanılır, «For what are you here?» veya «About what is talking?» denilmez.
Aynı kelime PREPOSITION olarak kullanılabileceği gibi ADVERB olarak da kullanılabilir, fakat PREPOSITION olabilmesi için

bir ismi veya isim muadili bir kelimeyi ilgilendirmesi icap eder, eğer Sıfat veya Fiilin manasını tadil ederse ADVERB olur.
PREPOSITIONS ADVERB
His hat is on his head (Şapkası He put his hat on (Şapkasını başındadır). giydi).
He walked past the door (Kapının He walked past (Yürüyüp geçti).
önünden yürüyüp geçti).
We are in the room (Odadayız). Come in (İçeri gel / Gir).
BAŞLICA EDATLAR
İngilizcenin başlıca edatları, kullanılışları ve manaları belirtilmek için, birer cümle içinde olmak üzere aşağıda gösterilmiştir: —
ABOUT. He looked a b o u t hım (etrafına baktı).
H told me everything about the case (mesele ile ilgili her şeyi bana anlattı).
I shall see you about six o’clock (saat altı sularında sizi göreceğim).
AFTER. He came after, tea (çaydan sonra geldi).
The boy was called after his grandfather (çocuğa büyük-babasının adı verildi).
AGAINST. It’s no use running your head against a stone wall (başını taş duvaar çalmakta hiçbir fayda yoktur).
I do it against my will (onu arzuma rağmen / istemeye istemeye / yapıyorum).
I have warned you against this danger (bu tehlikeye karşı sizi ikaz etmiştim).
AT (mahal). He is a t home now (şimdi evdedir / ziyaretçi, misafir kabul eder).
A t Liverpool (LiverpooPda), A t sea (denizde).
(zaman). He came o n Saturday a t 4 o’clock i n the afternoon (Cumartesi öğleden sonra saat 4’te geldi).
(Hareket fiilleri). We arrived a t Victoria Station (Vic. istasyonuna indik (vasıl olduk).
(Stop at (… -de durmak), throw at (… -ye atmak), point at (… -e işaret etmek / … -i göstermek), look a t (… -e bakmak) da bu kabildendir.)
(His ve heyecan fiilleri). He was amused a t me (benden hoşlanmıştı).
Astonished at (… -e şaştı), surprised at (… -e şaşa-kaldı), to rejoice at (… -e, -den sevinmek) de bu kabildendir).
AT edatının başka kullanışları da vardır: —

He came a t once (hemen geldi), (at last (nihayet, sonunda), a t ease (rahatta), -at leisure (iş dışında, boş zamanında), to be a t a loss (pek müşkül durumda olmak), a t work (işte), a t play (oyunda) v.s. de olduğu gibi kullanılışı da vardır).
BETWEEN. My house is between two larger ones (evim iki daha büyük (evin) arasındadır).
BY (mahal). Come and sit by the fire (gel de ateşin yanına otur).
(zaman). I shall have finished by Friday (Cumaya bitirmiş olurum).
Başka kullanılışları: -—
I have always done my duty by you (size karşı vazifemi daima yaptım).
Take him b y the hand (onu elinden tut).
We sell this by the pound (bunu pound (= libre) ile satarız / bir pound yarım kilodan az İngiliz ağırlık ölçüsü).
He is paid by the hour (ücreti saat hesabiyle ödenir).
This piece of music is b y Beethoven (bu musiki parçası Beethoven’in eseridir).

I learnt it b y heart (onu ezberledim).
FOR. This is for me (bu benim içindir).
I am here for two years, then I leave for France (burada iki sene kalacağım, sonra Fransa’ya gideceğim).
Go home for your book and look for it (Eve git, kitabını orada ara).
Sheffield is noted for its cutlery (Şef bıçakçılık işleri ile meşhurdur).
He was imprisoned for life (ömrünün sonuna kadar hapsedilmişti).
For all his learning, he was not wise (bütün (bunca) ilmine rağmen akıllı (bir adam) değildi).
He sold1 his house for £1,000 (evini 1,000 liraya sattı).
Don’t translate word for word (kelimesi kelimesine tercüme etmeyin).
FROM. They have gone away from home (yurttan çıkıp gittiler).
I have cleaned the house from top to bottom (evi baştan aşağı temizledim).
This is quite different from that (bu ondan büsbütün başkadır).
He is never free from pain or from care, elem veya endişeden hiç kurtulduğu yoktur).
IN (durum). I am sitting i n the room (odada oturuyorum), i n a house (bir evde), i n London (Londrada).
The things were piled in a heap (o) şeyler üst-üste yığılmıştı).
He is badly in debt, but in good health (fena halde borçludur ama sıhhati iyidir).
The answer was in the affirmative (cevap müspet idi).
In reply to your letter we beg to state… (Mektubunuza cevap olarak bildirmemize müsaade dileriz ki…). Ticaret mektuplarında çok kullanılır bir formüldür).

It arrived just i n time to help me (tam işime yarayacak zamanda geldi).
These things happened i n the reign of Queen Victoria (bu
haller (şeyler) Kraliçe Victoria’nın saltanatı zamanında vukua geldi).
INTO (harekete delalet eder). He walked into the room (odaya girdi).
OF. What did he die of? (neden öldü / ölümünün sebebi ne
idi?)
The children of the poor were cared for (fakirlerin çocuklarına bakılıyordu).
That is a real work o f art (o hakiki bir sanat eseridir).
He gave me a piece o f good advice (bana iyi bir nasihat- verdi).
That box is made o f leather (o kutu deriden yapılmıştır).
The whole of England was covered with snow (Bütün İngiltere karla örtülmüştü).
The City of Edinburgh renowned in history (Edinburg şehri tarihte meşhurdur).
ON (mahal). He stood o n the deck (güvertede duruyordu), (zaman). He came o n Saturday (Cumartesi günü geldi), (tabüik). He lives o n his father (geçimini babası temin eder (babasından geçinir).
(şart). He did it o n the sly (onu sinsice (el altından) yaptı),
on purpose (mahsus, kasten).
(istikamet). The army marched o n London (ordu Londra üzerine yürüdü).
(dair). He gave a lecture o n “Rooks” «Kitaplar» hakkında bir ders (konferans) verdi).
TO (… -e doğru hareket). He walked t o my house (evime doğru yürüdü).

WITH. He has had a conversation with me (benimle görüşmüştü).
She is a girl with blue eyes (mavi gözlü bir kızdır).
I shall do it with pleasure (onu zevkle (hoşlanarak) yaparım).
He stayed with me for a fortnight (iki hafta benimle kaldı).
They were stiff with cold (soğuktan (kas) katı kesilmişlerdi).
He is popular with his students (talebeleri onu (kendilerinden biri imiş gibi) severler).
Brutus killed Caesar with a sword (Brutus Çesarı kılıçla öldürdü).
BAZI EDATLAR HAKKINDA NOTLAR
(1) AT, IN, AT küçük zaman süreleri için, İN ise daha büyük süreler için kullanılır:
He came a t 10 o’clock in the morning (sabah saat 10’da geldi).
Mekan için de böyledir: AT küçük yerler, IN büyük şehirler için kullanılır: He live a t Çamlıca (Çamlıca’da oturur), He live in İstanbul (İstanbul’da oturur (ikamet eder) gibi.
(2) BESİDE «yanında» demektir:
He sat besi d e his brother (kardeşinin yanında oturdu).
BESIDES ise «bundan başka» manasındadır: There are others here besides you (burada sizden başkaları da var / yalnız siz değilsiniz başkaları da var) gibi.
(3) BY ve WITH. BY umumiyetle şahıs için, WITH alet için kullanılır:
Caesar was stabbed with a sword b y Brutus (Çesar, Brutus tarafından, kılıçla vuruldu) gibi.
(BY Türkçeye umumiyetle «tarafından» kelimesi ile tercüme ediliyor.)
This book has been translated from English by my father (Bu
kitap babam tarafından İngilizceden tercüme edilmiştir).

(4) BETWEEN ve AMONG. BETWEEN iki şey için, AMONG ikiden çok şey için kullanılır: —
The sweets were divided between the two children (şe-kerlemeler (o) iki çocuk arasında üleşilmişti).
The sweets were divided among the five children (şekerlemeler (o) beş çocuk arasında üleşilmişti).
(5) SINCE ve FOR. SINCE bir zaman başı belirtmek için, FOR ise müddet, zaman süresi belirtmek için kullanılır: —

Fakat «Altı aydır buradayım» cümlesi I have been here for six
months şeklinde söylenir, bu manada olmak üzere «since six months» denilemez.
(6) FOR ve BEFORE. Menfi cümlelerde FOR zaman süresi, müddet belirtmek için, BEFORE da zaman başı göstermekte kullanılır: —
He will not be here for an hour yet (daha bir saatten evvel burada olmayacak).
He will not be here before seven o’clock (saat yediden evvel burada olmayacak).
(7) IN ve INTO. IN duruma ve durmaya delalet eder, INTO da ise hareket manası vardır: —
A student walked into the room in which we were sitting
(Bir talebe (içinde) oturmakta olduğumuz odaya girdi).
(8) IN ve WITHIN. Zamanla ilgili olarak kullanılınca IN sona eren bir müddeti, WITHIN ise bir müddetin sonunda evvelki zaman süresini belirtir: —
I shall return in a year’s time (Bir sene sonra döneceğim).
I shall return within a year (Bir sene zarfında (içinde) döneceğim).

BAZI KELİMELERDEN SONRA GELEN EDATLAR
İngilizcede edatların büyük bir ehemmiyeti vardır. Bazı kelimeler, umumiyetle, bazı hususi edatlarla kullanılır. Hususiyle en çok kullanılan bazı fiillerden sonra, o fiillere türlü türlü manalar verdiren, bir takım edatlar kullanılması İngilizcenin çok rastlanan hususiyetlerinden biridir. Bu durumda olan edatlara dikkat edilmezse kendilerinden önce gelen kelimelerin manası anlaşılmaz. Zaten çok defa böyle edatlı kelimeler, mana bakımından, edatla birlikte tek bir kelime gibi sayılabilirler.

http://blog.ingilizceceviri.org/ingilizce-edatlar-turkce-anlatim

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.