27th LESSON — 27 nci İNGİLİZCE DERS

me mi bana, beni
you yu sana, seni
him him ona, onu (erkek)
her hör ona, onu (kadın)
it it ona, onu (hayvan ve eşya)
us as bize, bizi
you yu size, sizi
them dhem onlara, onları
myself may’self kendimi
yourself yur’self kendini ,
himself him’self kendisini (erkek)
herself hör’self kendisini (kadın)
itself it’self kendisini

(hayvan ve eşya)

ourselves aur’selvs kendimizi
yourselves yur’selvs kendinizi
themselves dhem’selvs kendilerini
one’s self uans self kendini kendini
each other iç a’dher birbirini, birbirine

 

afterwards (aftır’uördz) sonra, sonradan, agreeable (egri’ebıl) hoş. brain (bren) beyin, brown (brön) kahve rengi, basket (bas’kıt) sepet, branch (brenç) dal, kol, şube, card (kard) iskambil, centre (sen’tır) merkez, enough (i’naf) kâfi, yeter, intelligence (intel’icens) zekâ, akıl.

to be fond (tu bi fond) hoşlan malt.

need (nîd) gerek.

promise (prom’ız) vaat, söz.

proud (praud) gururlu, övünçlü.

salad (se’lad) salata.

seem, to (tu sim) görünmek;

benzemek, stay, to (tu stey) kalmak, stili (stil) hâlâ, henüz, surprised (sör’prayzd) şaşmış, soldier (sol’cır) asker, er. to be in love (tu bi in lav) aşık olmak.

 

 

Let her in; let him out. Onu içeriye al; bırakm çıksın.
Please! wait for us. Lütfen, bizi bekleyiniz.
You tell me a lie. Bana yalan söyliyorsunuz.
Let us go! Let us wait. Gidelim! Bekliyelim.
We are washing ourselves. Yıkanıyoruz.
She dresses herself. Giyiniyor, (kad.)
I wash myself. Yıkanıyorum.
We are proud of them. Onlarla gururluyuz
I am very fond of her. Ondan çok hoşlanırım.
They are dressing them­selves. Giyiniyorlar.
He told me to call him. Kendisini çağırmamı söyledi.
We do it ourselves. Bunu kendimiz yapıyoruz.
You will come with us. Bizim ile geleceksiniz.
The two boys love each other. İki çocuk birbirini seviyor­lar.

 

IDIOMS
You seem surprised to see me. Beni görmekle şaşmış görünüyorsunuz.
yu sîm sör’prayzd tu sî mi  
It can’t be helped. Yapılacak hiç bir şey yok
it kant bi helpd.  
They live in the country. Taşrada oturuyorlar.
dhey liv in dhî kan’tri  
Are you still in need of money? Hâlâ paraya ihtiyacmız var mı?
ar yu stil in nîd of ma’ni  
Is your tea sweet enough? Çayınızın şekeri kâfi mi?
is yur tî suit i’naf  
How long are you going to stay? Ne kadar zaman kalacaksınız?
hau long ar yu going tu stey  
I am in love with her. Onu (kad.) seviyorum ona
ay em in lav uidh hör aşıkım.
Don’t mind! (veya) Never mind! Aldırma!
dont maynd ne’vör maynd

 

EGZERSİZ 45 — Noktalı yerlere, bu fiilerden uy­gun olanı koyunuz: help, forgive, cook, wear, love, smoke, remember, sell, play, buy, pay, sit, sing, win.

Song to … — Amount to … — Poor to — Cards to … — Chair to … — Cigarette to … — Gloves to …

—   Goods to … and to … — Meat to … — Fault to … — Parents to … — Promise to … — Game to …

 

EGZERSİZ — 46 — Aşağıdaki cümleleri çoğul ha­line koyunuz.

The soldier fights for his country. — The bird is on the branch. — The egg is in the basket. — The door of the school is brown. — The brain is the centre of intelligence. — The boy knows his lesson. — The lady loves her friends.

 

OKUMA:

Jokes.

JUDGE — You say you have known the prisoner all your life. Do you think he is guilty of stealing the money?

WITNESS — How much was it?

JUDGE — The sentence is fifteen years prison.

PRISONER — But, my lord, I shall not live that long!

JUDGE — Never mind, just do the best you can…

SHE — How many times a day do you shave?

HE — Forty or fifty times.

SHE — Are you crazy?

HE — No, I am a barber…

BOB — I think a safe is better than a radio.

FATHER — How do you explain that. Bob?

 

BOB — Well! when you turn your safe key, money comes out. And when you turn the radio key, only a voice comes out…

you have known the prisoner siz sanığı tanır­dınız.

guilty (gıit’i): suçlu — guilty of stealing : çalmak­tan suçlu.

sentence (sen’tens): hem (cümle), hem (mahkeme karan) anlatır.

myl lord (may lorci): lord hazretleri burada (pa­şam) anlamına gelir.

that long: bu kadar uzun zaman (idiom), just do the best you can : elinden geleni yap ta… (idiom).

how many times: kaç kez

are you crazy? (ar yu kre’zi) : deli misin, veya çıldırdın mı?

how do you explain? (hau du yu eks’plen): nasıl izah edersiniz?

to come out (tu kam aut): çıkmak.

http://blog.ingilizceceviri.org/27th-lesson-27-nci-ingilizce-ders

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.