22nd LESSON — 22nci İNGİLİZCE DERS

I drink a glass of wine. Bir bardak şarap içiyorum.
ay drink e glas of uayn  
I am drinking a glass of wine. Bir bardak şarap içmekteyim.
ay em drinking e glas of uayn
You go on with your work.      Siz işinize devam
yu go on uidh yur uörk ediyorsunuz.
You are going on with your work. Siz işinize devam etmektesiniz.
yu ar going on uidh yur uörk
We are going to the mountain.

ui ar. going tu dhi maun’teyn

Biz dağa gitmekteyiz.
I go to the theater. Tiyatroya gidiyorum.
ay go tu dhî dhia’tör
I am going to the theater. Tiyatroya gitmekteyim.
ay em going tu dhî dhia’tör
You smoke a cigarette. Sigara içiyorsunuz.
yu smok e siga’ret
You are smoking a cigarette

yu ar smok’ing e siga’ret

Sigara içmektesiniz.
She invites me. Beni davet ediyor, (kad.)
şi in’vayts mi
She is inviting me. Beni davet etmektedir.
şi si in’vayting mi

 

DİKKAT — Yukarda gördüğünüz gibi, İngilizcede bir fiilin o anda yapılmakta olduğunu gösteren bir şekil vardır ki «Continuous tense» denir. Bu şekil «to be» (olmak) yardımcı fiili yardımıyle ve mastarın sonuna «ing» eklenerek yapılır.

 

by (bay) tarafından. just (cast) tamam, doğru; he­men.
cigarette (sigaret) sigara.  
church (çarç) kilise. late (let) geç.
early (ör’li) erken. library (lay’breri) kitab.evi.
farm (farm) çiftlik. mountain (maun’ten) dağ.
fast (fast) çabuk, tez. office (o’fis) yazıhane, daire-..
go on, to (tu go an) devam pupil (pyu’pıl) öğren.ci.
theater (dhie’tır) tiyatro. same (sem) aynı.
wine (uayn) şarap. so (so) öyle, böyle.
hair (her) saç. (up (ap) yukarı.

 

We return from the office. Daireden dönüyoruz.
We are returning from the office. Daireden dönmekteyiz.
She dances with you. Sizinle dans ediyor, (kad.)
She is dancing with you. Sizinle dans etmektedir.
I am coming just now. Hemen şimdi gelmekteyim.
You are doing your duty. Ödevinizi yapmaktasınız.
He is washing his hair. Saçlarını yıkamaktadır.
They are working at the farm. Çiftlikte çalışmaktadırlar.
The pupils are going to the library. Öğrenciler kütüphaneye gitmektedir.
Why are you coming so late? Neden öyle geç geliyorsunuz?
Who is calling you? Sizi kim çağırıyor?

 

IDIOMS

Go on with your story. Hikâyenize devam ediniz.
go on uidh yur sto ri
I know her long ago. Onu (kad.) çoktan beri
ay no hör long ego tanıyorum.
I hope so. Öyle ümit ederim.
ay hop so
What do you mean? Ne demek istiyorsunuz?
uot du yu mîn  
You know well what I mean. Ne demek istediğimi iyi bilirsiniz.
yu no uel uot ay mîn
How long am I going to wait? Daha ne kadar bekliyeceğim?
hau long em ay going tu ueyt

 

EGZERSİZ 37 — Noktalı yerlere,yerine göre, bu fiillerin birini koyunuz: eat — talk — sleep — hear — sit — play — walk — smell — see — wash.
With our ears we………………………. With our nose we ………………………….

With our feet we……………………… With our tongue we ……

With our eyes we ………………………  With our mouth we ……………………….

In the chair we …………………… .-… In the bed we …………………………………

With cards we …………………………..  With soap we ………………………………..

 

EGZERSİZ 38 — Aşağıdaki cümleleri şimdiki zaman tekil birinci ve üçüncü şahıslara çeviriniz. Ör­nek : 1 — I rise early. 2 — he (veya) she rises early.

 

To rise early. — To run fast. — To pass by the church. — To go late. — To eat fast. — To come from the mountain. — To finish the work. — To wait at the station. — To spend all the money. — To buy a book. — To prepare the lesson. — To put a new hat.

—   To forget everything.

OKUMA :

Jokes.

John is in bed because he is ill. His friend comes to pay him a visit.

THE FRIEND: —’Well, John, why don’t you send for a physician?

JOHN: — it is because I have no mind to die yet…

When General Washington was President of the United States of America, he had a secretary who was ordered to come to him every day at a certain hour.

More than once, the secretary was late, and ex­cused himself by saying that his watch was wrong.

«Then», said the President, «if your watch is to blame, you must get another watch or I must get another secretary.»

MOTHER : — My dear boy, never do tomorrow what you can do today.

THE BOY : — Then, mother, let us eat the cake to night …

to pay him a visit : onu (erk.) ziyaret etmek.

don’t — do not (dont — du not): yapmamak (28 nci derse bakınız),

to send for a physician : doktor çağırmak.

to have no mind: niyeti olma­mak — I have no mind to die yet: ölmeye daha niye­tim yoktur.

General Washington (cen’eral uoşing’ton): Amerika­nın ilk başkanı.

the United States of America (dhî yunay’ted steyts of ame’rika): Amerika Birleşik Devletleri.

president (prez’ident): başkan.

who was ordered: emredilmiş olan.

at a certain hour : belirli bir saatte.

more than once : çok kez (idiom.)

the secretary : sekreter — excused himself : özür diledi.

I must get: almalıyım.

what you can do: yapabildiğiniz şey.

let us eat : yiyelim.

http://blog.ingilizceceviri.org/22nd-lesson-22nci-ingilizce-ders

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.